Archive for Şubat, 2009
bıçaksırtı
Bıçaksırtında bekleşir ruhları sözcüklerin
Yaşamak için bir kez daha.
Anlat der ana rahminden beri yaşayan yaralar
Anlat
İlkin söz vardı
Anlat
Bir yanımız bu yüzden ölü doğar,
Bir yanımız bu yüzden söz
Bıçaksırtında şimdi herbiri…
günlük, 15 Şubat 2009
mapushane camına düşen bir parça gökyüzü
avutur kendini yalnızlık başka bir yalnızlıkla
voltaya geçer zaman
uzar adımları avlu duvarlarına çarpa çarpa
zindana dönüşür sabır
fesat bir gardiyandır hücremizi gözeten
ıslığa büzülür dudaların sorgu odalarında
riyasız gözlerin ranzamın altında kalır
hediye….
|
“kederi kirpiklerine asılı gözlerinden bir de
yüzündeki çizgilerden
vardım coğrafyasına hayatının.
tüm çığlıkları susturan
bir piçti içindeki cocuk
bir çocuktu içimdeki piç
elinden tutup aşkı konuşturan….”
“sesinin hüzün kırığından bir de
kelimelerinin saklı korkusundan
vardım coğrafyasına hayatının.
tüm dillerde susan
bir dilsizdi içindeki çocuk
bir çocuktu içimdeki dilsiz
elinden tutup şiiri konuşturan…”
27.12.2008 cumartesi
|
Bir İhtimal
|
Bir Yılandır Zaman
Ansızın saldıran bir yılan
Zehri dilinin ucunda öç
Emerek kanından yalnızlığın
Ve yüzerek
Ve soyarak
Geçmişin derisini yeni bir hayata
Ve giyinerek geçmişi her defasında önce yalnızlığına
Ve tükürerek kendi anına
Isırır anıları zaman
Anıların göğsünde kan
Döner durur her biri çılgınca
Yaralı bir hayvan her biri
Geçmişin kahpe zincirleri boynunda
Önce kendine aldanır zaman
Çokça insan
Ve susarak
Ve özleyerek
Ve isteyerek
Ve de çaresiz
Zehirler kendini
Ve de geceyi
Ay kırıyor ışıltısıyla pencerelerini gözlerinin
Ve ansızın zamana saldıran bir yılana dönüverir insan
Geceleri en çok geceleri
Soluk soluğa kalan mavili karanlıklarda hani…
Leyla Kaygun
Yakalamali Yakasindan Hayati
kacak tütün bas geceye/
yildizlarim düssün boynuna/
soluklari avuclarinda kalsin/
yüregine dösersin mayinlarimi bilirim/
telli sinirlarinda dolanirken hayatinin/
gülümsersin inadina hic bir sey olmamis gibi/
öyle cocuk,öyle deli
tüm yenilgileri,yorgunluklari
korkulari,sorgulari ardinda birakircasina/
götürürsün beni kendinle
seninle hic bir sorum yoktur cevapsiz kalan/
hic bir cevap sorusunu beklemez seninle/
her söz tüm ezberleri talan etmeye hazir
bir depremin artcisidir/
yüregine dösersin mayinlarimi bilirim/
telli sinirlarinda dolanirken hayatinin/
her dilde yasakladik oysa kendimizi
bir tek anadilimize konusuruz sustuklarimizi/
hic bir ülkeye sigmadik ta kendi ülkemizde bulduk birbirimizi/
yasaklamislar oysa bizi kendi ülkemize sevgili/
yakalamali hayati yakasindan/
tükürmeli yüzüne zamanin/
kaniksiyorsa eger aski/
kendi cellatlaridir ancak onlar
kendi cehennemlerinde/
kadersiz bir halkin cocuklari olmak kadersiz kiliyorsa eger bizi/
iste yer/
iste gök/
savuralim sözlerimizi namusluca/
her yan duysun bizi/
her dilde sözümüz olsun da
bir tek anadilimize konusalim sustuklarimizi/
ama önce kacak tütün bas geceye/
yildizlarim düssün boynuna
soluklari avuclarinda kalsin/
LEYLA KAYGUN
10.01.2008, Persembe
“
Nasıl Da Şiiriz Nasıl Da Bahar
Nasıl da kırılganız aşktan
Nasıl da alıngan
Bir yanımız ölesiye korkarken
Bir yanımız cesur
Şefkatle okşarken alnımızdaki sabrı
Saçlarımızdaki kışları
Aniden çatlar boynumuzdaki damarı çaresizliğin
Bir sonbahar gibi yeniden başlar hüznün ayrılık hali
Döker yüzünü yüzümden yaprak yaprak
Biliriz ne kadar doruğundaysak bir sevginin
O kadar büyük olur içimizdeki kin
Yaralamaya ve yaralanmaya hazır dolanırız sözcüklerin en pusu yerinde
Çakıltaşları birikir cebimizde
Kırmak için haylazca pencerelerini kulağı sağır bir zamanın
Sağaltmak için acıyı acıyla
Kabuk bağlamaz her yara öğreniriz
Yalanlarımızdan tanırız gerçeğimizi
Yalan olsun böyle bir aşk diye en ağır sorgulardan geçiririz
Bazen yalana inanmak gerçeğe inanmaktan daha kolaydır biliriz
Ve gerçeğe yaklaşırken vurulur kalırız tüm avuntularımızdan
Dilimizi ısıra ısıra büyütürüz sancılarını ağır bir hasretin
Ve en umursamaz halimizle geçeriz birbirimizin sesinden
Yüreğimize kimseyi almamaya and içeriz kendi darağaçlarımızı kurarak
Ve ilk önce yeminlerimizi bozarız sesimizi boynumuza dolayarak
Önce ayaklarımızdaki zincirlerden başlarız kemirmeye özgürlüğümüzü
Derin bir inleyiş saklar sancısını anıların
Ve alacaklı oluruz kendi ömrümüzden başlayarak hayattan
Nasıl da hırçınız aşktan
Nasıl da yaban
Evcilleşmez aşkın kendisi
Evcilleştirir sadece bizi kendi kaçaklığımızdan başlayarak
Her kaçış yol alır kendi sığınağına
Yollar hep vardır ama yollar sadece yol alanındır bir başka aşka
Sokul şimdi baharın renklerine
Teninden soysun güneş sıcaklığını
Sarısını çalsın yüzümüze
Deniz mavisini göğe versin
Ağaçlar vadilere yeşilini
Umutlar kendi içinde büyütür kendini her yeni gelen baharda
Parçalanmış bir ülkenin sınırlarını yeniden çiz güvercin kanadıyla
Dört parçadan birleşsin tarihimiz
Kendini anlatsın yeniden
Ve sen orda bekle beni göğsünde ayçiçekleri büyüterek
Göğsünde özgürlüğü büyüterek
Nasıl da ülkeyiz aşktan sevgili
Nasıl da şiir
Nasıl da bahar
24.6.2007/18.6.2008
Herkesin Kaçtığı Yerden Gel Bana
Leyla Kaygun
Bir Baharaşk
****
şeytanın isyana secdeye durduğu zamanlardı
melekler pusuda bekliyordu
gökkuşağıyla bağlıyordum gökyüzünü
çiçeklerin yüzleri güneşe doğru büyüyordu
yapraklar ayıp yerlerini kapatıyordu şiirimin
****
dağlar yaslara arefede
nehirleri yataklarından kovarken biz
bırak sevgili dağılsın nefesimiz
çatlasın toprağı gözlerimizin
filiz versin gelincikler şakaklarımızda
dilimizin ucundan öpsün bizi yılanlar
****
soyalım tenimizi yeni bir aşkın zehrine
yasak meyveleri saklayayım göğsünde
ısırmak için önce günahlarımızdan
arsız çıplaklığıyla ruhumuz kovulsun cennetten
alnımda beklesin öpülesi bir ölüm
hayatı doğursun kendinden önce
…bahar koysunlar adımızı salsınlar yeryüzüne
Leyla Kaygun
Son Yorumlar