Archive for Şubat, 2009

bıçaksırtı

Bıçaksırtında bekleşir ruhları sözcüklerin

Yaşamak için bir kez daha.

Anlat der ana rahminden beri yaşayan yaralar

Anlat

İlkin söz vardı

Anlat

Bir yanımız bu yüzden ölü doğar,

Bir yanımız bu yüzden söz

Bıçaksırtında şimdi herbiri…

Şubat 15, 2009 at 9:46 pm Yorum yapın

günlük, 15 Şubat 2009

mapushane camına düşen bir parça gökyüzü

avutur kendini yalnızlık başka bir yalnızlıkla

voltaya geçer zaman

uzar adımları avlu duvarlarına çarpa çarpa

zindana dönüşür sabır

fesat bir gardiyandır hücremizi gözeten

ıslığa büzülür dudaların sorgu odalarında

riyasız gözlerin ranzamın altında kalır

Şubat 15, 2009 at 9:35 pm Yorum yapın

hediye….

 
 
“kederi kirpiklerine asılı gözlerinden bir de
yüzündeki çizgilerden 
vardım coğrafyasına hayatının.
tüm çığlıkları susturan 
bir piçti içindeki cocuk
bir çocuktu içimdeki piç 
elinden tutup aşkı konuşturan….”
 
“sesinin hüzün kırığından bir de
kelimelerinin saklı korkusundan 
vardım coğrafyasına hayatının.
tüm dillerde susan
bir dilsizdi içindeki çocuk
bir çocuktu içimdeki dilsiz
elinden tutup şiiri konuşturan…”
 
27.12.2008 cumartesi

Şubat 15, 2009 at 9:29 pm Yorum yapın

Bir İhtimal

 
 
Bir İhtimal

Bir dizenin şiir ihtimalidir aşk
Bir aşkın kavuşma ihtimalidir şiir
Peşine düşer bir şair her ikisinin de her zaman
Bilirki şiiri yazıldıkca kalır aşk
Aşk kaldıkca yazılacaktır şiir
Ve gittikçe bir ihtimal
Ne aşk kalacaktır ne şiiri
Ama bir ihtimal alamayacaktır kendini bundan hiç bir şair
Çünkü bir şair için aşk belirsizliğinde kendine beliren tek şey şiiridir

12.02.2006 00:47:51

 

Leyla Kaygun

Şubat 15, 2009 at 9:26 pm Yorum yapın

Bir Yılandır Zaman

Göğsünden ısırır anıları zaman
Ansızın saldıran bir yılan
Zehri dilinin ucunda öç
Emerek kanından yalnızlığın
Ve yüzerek
Ve soyarak
Geçmişin derisini yeni bir hayata
Ve giyinerek geçmişi her defasında önce yalnızlığına
Ve tükürerek kendi anına
Isırır anıları zaman
Anıların göğsünde kan
Döner durur her biri çılgınca
Yaralı bir hayvan her biri
Geçmişin kahpe zincirleri boynunda

 

Önce kendi boynuna dolanır yılan
Önce kendine aldanır zaman
Çokça insan
Ve susarak
Ve özleyerek
Ve isteyerek
Ve de çaresiz
Zehirler kendini
Ve de geceyi

 

Kan damlıyor simdi bileklerinden yıldızların gör bak
Ay kırıyor ışıltısıyla pencerelerini gözlerinin

 

En çok geceleri ısırırsa anıları zaman
Ve ansızın zamana saldıran bir yılana dönüverir insan
Geceleri en çok geceleri
Soluk soluğa kalan mavili karanlıklarda hani…

Leyla Kaygun

Şubat 6, 2009 at 7:21 pm Yorum yapın

Yakalamali Yakasindan Hayati

kacak tütün bas geceye/
yildizlarim düssün boynuna/
soluklari avuclarinda kalsin/
yüregine dösersin mayinlarimi bilirim/
telli sinirlarinda dolanirken hayatinin/
gülümsersin inadina hic bir sey olmamis gibi/
öyle cocuk,öyle deli
tüm yenilgileri,yorgunluklari
korkulari,sorgulari ardinda birakircasina/
götürürsün beni kendinle
seninle hic bir sorum yoktur cevapsiz kalan/
hic bir cevap sorusunu beklemez seninle/

her söz tüm ezberleri talan etmeye hazir
bir depremin artcisidir/
yüregine dösersin mayinlarimi bilirim/
telli sinirlarinda dolanirken hayatinin/
her dilde yasakladik oysa kendimizi
bir tek anadilimize konusuruz sustuklarimizi/
hic bir ülkeye sigmadik ta kendi ülkemizde bulduk birbirimizi/
yasaklamislar oysa bizi kendi ülkemize sevgili/

yakalamali hayati yakasindan/
tükürmeli yüzüne zamanin/
kaniksiyorsa eger aski/
kendi cellatlaridir ancak onlar
kendi cehennemlerinde/
kadersiz bir halkin cocuklari olmak kadersiz kiliyorsa eger bizi/
iste yer/
iste gök/
savuralim sözlerimizi namusluca/
her yan duysun bizi/
her dilde sözümüz olsun da
bir tek anadilimize konusalim sustuklarimizi/
ama önce kacak tütün bas geceye/
yildizlarim düssün boynuna
soluklari avuclarinda kalsin/

LEYLA KAYGUN
10.01.2008, Persembe

Şubat 6, 2009 at 7:18 pm Yorum yapın

Nasıl Da Şiiriz Nasıl Da Bahar

Nasıl da kırılganız aşktan

Nasıl da alıngan

Bir yanımız ölesiye korkarken

Bir yanımız cesur

Şefkatle okşarken alnımızdaki sabrı

Saçlarımızdaki kışları

Aniden çatlar boynumuzdaki damarı çaresizliğin

Bir sonbahar gibi yeniden başlar hüznün ayrılık hali

Döker yüzünü yüzümden yaprak yaprak

Biliriz ne kadar doruğundaysak bir sevginin

O kadar büyük olur içimizdeki kin

Yaralamaya ve yaralanmaya hazır dolanırız sözcüklerin en pusu yerinde

Çakıltaşları birikir cebimizde

Kırmak için haylazca pencerelerini kulağı sağır bir zamanın

Sağaltmak için acıyı acıyla

 

Kabuk bağlamaz her yara öğreniriz

Yalanlarımızdan tanırız gerçeğimizi

 

Yalan olsun böyle bir aşk diye en ağır sorgulardan geçiririz

Bazen yalana inanmak gerçeğe inanmaktan daha kolaydır biliriz

Ve gerçeğe yaklaşırken vurulur kalırız tüm avuntularımızdan

Dilimizi ısıra ısıra büyütürüz sancılarını ağır bir hasretin

Ve en umursamaz halimizle geçeriz birbirimizin sesinden

Yüreğimize kimseyi almamaya and içeriz kendi darağaçlarımızı kurarak

 

Ve ilk önce yeminlerimizi bozarız sesimizi boynumuza dolayarak

Önce ayaklarımızdaki zincirlerden başlarız kemirmeye özgürlüğümüzü

Derin bir inleyiş saklar sancısını anıların

Ve alacaklı oluruz kendi ömrümüzden başlayarak hayattan

Nasıl da hırçınız aşktan

Nasıl da yaban

Evcilleşmez aşkın kendisi

Evcilleştirir sadece bizi kendi kaçaklığımızdan başlayarak

Her kaçış yol alır kendi sığınağına

Yollar hep vardır ama yollar sadece yol alanındır bir başka aşka

Sokul şimdi baharın renklerine

Teninden soysun güneş sıcaklığını

Sarısını çalsın yüzümüze

Deniz mavisini göğe versin

Ağaçlar vadilere yeşilini

Umutlar kendi içinde büyütür kendini her yeni gelen baharda

Parçalanmış bir ülkenin sınırlarını yeniden çiz güvercin kanadıyla

Dört parçadan birleşsin tarihimiz

Kendini anlatsın yeniden

Ve sen orda bekle beni göğsünde ayçiçekleri büyüterek

Göğsünde özgürlüğü büyüterek

Nasıl da ülkeyiz aşktan sevgili

Nasıl da şiir

Nasıl da bahar

24.6.2007/18.6.2008

Şubat 6, 2009 at 6:45 pm Yorum yapın

Herkesin Kaçtığı Yerden Gel Bana

Herkesin kaçtığı yerden gel bana
Damıt kendini yorgun bedenime arsızca
Dışarıda bırak gölgeni
Soyunup çıkar üstünden kat kat soruları
Cevaplar çıplaklığında olsun yüreğinin
Şuan şu dakika buradaysak…
Aşktandır bilesin
Elleri deşmeli içimizdeki yalnızlığı 
Nefesler kesilmeli dize dize
Yok…
Devam yok bu aşkın
Bazen uğrar düşüne
Çekip gider ardı sıra
Öylesine mahsun bir sabah olur
Öyle iltica başka ülkelerin sabahlarına
Gecede kalır kırık kanatları kelebeklerin
Ölüleri çoğalır bedeninde
Toplayamaz seni zaman
Herkesin kaçtığı yerden gelirim sana
Dışarıda bırakırım şehirleri
Geceleri yıldızlara
Öpülesice bir sevdayla beni sana…
Kelebek cesetlerini öperiz
Avuç içlerinden birbirimizin
Çünkü
Kanadı kırıktır her aşkın biliriz.
Herkesin kaçtığı yerde kalırken biz
Bırak yenik düşsün aşka ve şehirlere zaman…

Leyla Kaygun

Şubat 1, 2009 at 3:26 pm Yorum yapın

Bir Baharaşk

 ****

şeytanın isyana secdeye durduğu zamanlardı

melekler pusuda bekliyordu

gökkuşağıyla bağlıyordum gökyüzünü

çiçeklerin yüzleri güneşe doğru büyüyordu

yapraklar ayıp yerlerini kapatıyordu şiirimin

****

dağlar yaslara arefede

nehirleri yataklarından kovarken biz

bırak sevgili dağılsın nefesimiz

çatlasın toprağı gözlerimizin

filiz versin gelincikler şakaklarımızda

dilimizin ucundan öpsün bizi yılanlar

 ****

soyalım tenimizi yeni bir aşkın zehrine

yasak meyveleri saklayayım göğsünde

ısırmak için önce günahlarımızdan

arsız çıplaklığıyla ruhumuz kovulsun cennetten

alnımda beklesin öpülesi bir ölüm

hayatı doğursun kendinden önce

…bahar koysunlar adımızı salsınlar yeryüzüne

Leyla Kaygun

Şubat 1, 2009 at 3:14 pm Yorum yapın


Son Yazılar

Kategoriler

Etiketler

En Fazla Tıklananlar

  • Hiçbiri

Popüler Yazılar

  • Hiçbiri

Blog Stats

  • 431 hits

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.